YAYINCILAR KENDİNİZE GELİN

Türkiye'nin yaşantısı bilgisayar oyunu, halk da oyunun figüranları değildir. Kendisine oy vermese de vatandaşlar, bir başbakanı güven verici olarak görmek isterler. Bir parti, kendisine oy veren ve vermeyen tüm vatandaşları sevmek ve korumak zorundadır. Aksi hem ülke hem de kendileri için facia olur.

Son günlerde yapılan konuşmalar, pratikte olmasa da iktidarın kafasında ülkeyi böldüğünü gösteriyor. "Onlar ve biz" diye konuşmanın başka bir açıklaması yoktur. Bu da anayasaya göre suçtur. Anayasa mahkemesi ve yargı, her zaman hükümetlerin üstündedir.

Özal devrinde başlayıp bu güne gelen yayın şımarıklığı affedilemez. Yayıncıların taraflı olması demek, halkın haber alma hürriyetini kısıtlamak demektir. Bu da ayrıca suçtur. Demirel devrinde, meydanlardaki olaylarda resim çekebilmek için talebelerin paltolarının arkasına saklandığınızı ne çabuk unuttunuz. İktidar partilerini kullanarak yemek içmek derdine düşüp görevlerinizi ihmal etmek ve yanlış bilgi vermek, hatta saklamak sizlere hiç yakışmıyor.

Politik rakibi olduğu için ilk iş olarak Uzan'larla uğraşıp, görevlerini askıya alan bir hükümet şimdi bir de Ergenekon'un peşine düştü. Düşsün tabii. Ama aklımıza geleni hemen soralım. Susurluk ne oldu, Uğur Mumcu'nun katili kim!

İlan ola. Atatürk'ü sevmenin suç sayılacağı bir ülkede yaşamak istemiyoruz...